Aynı Sayfada isimli kitap kulübümdeki ayın kitaplarından biri Don Miguel Ruiz’in Dört Anlaşmasıydı. Uzun seneler gözümün önünde duran ve okumayı ertelediğim bu kitabı, kitap kulübündeki dostlarla okumak ve üzerine değerlendirmeler yapmak ayrı bir keyif oldu. Kitapta geçen dört anlaşmayı uygulamak hayatımızı cidid amnada kolaylaştıracaktır. Öyle ki anlaşmalar, bizleri sözlere, varsayımlara esir etmeden, hiç bir şeyi kişisel algılamadan ve heybemizdekilere sahip çıkarak anda kalıp en iyisi için yaşayarak yol almamızı öğütlüyor. Alınganlık yok, dedikodu yok, bize bizimle ilgili olmayan yargılar dağıtıldığında kabul etmek yok, mükemmelin peşinde heba edeceğimiz zamanımız yok. E daha ne olsun ..
Tabii ki her kitabı okurken olduğu gibi bu kitaptada her kavramın, astrolojik dille örtüşecek bağlantılarını düşünmeye başladım. Tam da göksel atmosfere uyan bir eşanlılıkla Merkür Akrep retro süreci ve bu süreçteki etkileşimleriyle bağlantıladığım bir yazı ortaya çıktı.
Yazar kitabının ilk bölümünde: Sözcüklerinizi özenle seçin! diyor : Söz büyüdür, size söylendiğinde de kendinize söylediğinizde de, başkaları hakkında dile getirdiğinizde de.. Ve sizin zihninizde, hangi sözler, fikirler, daha yoğun ise onlar büyüme, yeşerme alanı bulur. Yani size söylenen olumsuz fikirleri alabilir, gerçek sanabilir, gününüzü belki hayatınızı dahi etkilemesine alan açabilirsiniz. O nedenle iyi konuşmanın altında iyi düşünmek yatıyor.
Sadece bize söylenenler bizim söylediklerimiz değil aslında en önemli vurgu dedikodu üzerine de. Biriyle yaşadığınız kişisel bir deneyimlerinizi, başkalarıyla da paylaşmak, diğer insanların o kişiyle yaşayabilecekleri “normal” deneyimleri ortadan kaldırabilir. Bu olasılığı diğer insanların elinden alma hakkımız olup olmadığını da düşünmeliyiz şeklinde bu konuyu da vurguluyor.
Önce kendimize karşı sözcüklerimizi iyi seçmeye başlayarak kendimize dair dilimizi değiştirerek hayatımızın bakış açımızın ve diğer insanların sözlerinden etkilenme düzeyimizi değiştirebiliriz. Zihnimizi, ne ile doldurursak içeri sadece benzerleri alınabilir. Ve yazar, zihnimizde, kendimiz ve başkaları için olumsuz düşünce ve sözler var ise bize söylenen her olumsuz düşünceyi ve kötü söylemi rahatlıkla kabul ettiğinizi göreceksiniz şeklinde de olayı özetliyor.
Zihninde Kimin Sözlerini Taşıyorsun ?
Yıllar önce annenin, babanın, öğretmeninin veya her hangi birinin söylediği bir söz, yaptığı bir yorum, senin hakkında verdiği bir hüküm..
Zaman içinde senin “gerçekliğine” dönüşmüş olabilir mi?
“Sen bunu başaramazsın.”
“Yeterince iyi değilsin.”
“Sen zaten hep böylesin.”
Belki bu cümleleri söyleyen insanları bile hatırlamıyorsun ama o sözlerin etkisiyle hala bazı şeyleri yapmaktan kaçınıyor olabilirsin.
Don Miguel Ruiz’in Dört Anlaşma kitabının, en önemli ve uyulması en zor olan anlaşma olarak tanımladığı ilk anlaşması “kullandığımız sözleri özenle seçmemiz” gerektiği. Çünkü sözcükler yalnızca başkalarıyla kurduğumuz iletişimi değil kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de şekillendiriyor.
“Sözle, düşünürsünüz. Düşünmekte kullandığınız sözlerle yaşamınızdaki olayları yaratırsınız.”
Üstelik mesele yalnızca bize söylenenler değil. Bizim başkaları hakkında söylediklerimiz de önemli. Çünkü, zihnimiz hangi söze alışıksa, dile de onlar vuruyor. Duyduklarımız da yine konuştuklarımıza benzer olacağından, farkında olmadan şaşmaz bir sözel döngünün parçası haline geliyoruz.
Söz saf büyüdür diyor Ruiz, ve sözün, insanların sahip olduğu en güçlü armağan olduğunu da vurguluyor. Diğer yandan ise bizlerin sözcükleri, kendi aleyhimize kullandığımızı, karmaşık bir dünya yaratıp, birbirimizi ve kendimizi korku, endişe ve bizi aşağı çeken duygulara hapsettiğimizi de ekliyor.
Çünkü duyduğumuz ve düşünüp dile getirdiğimiz her fikirle bir anlaşma yapmış oluruz! Ve bu anlaşmalar bizim inanç sistemimizin bir parçası haline gelir ve bazen olacak şeyler olmazlara, olmamasını istediklerimiz korktuklarımız da gerçeklerimize dönüşüverir.
Astrolojide Merkür, yalnızca konuşma bicimizi değil, düşüncelerimizi ve bilgiyi nasıl yorumladığımızı da temsil eder. Ve Merkür, yüzeyde görünenle yetinmeyen, gizlenmiş olanı açığa çıkarmaya, bastırılmış olanla yüzleşmeye ve artık işlevini yitirmiş olanı dönüştürmeye vesile Akrep burcunda 10 Kasım’a kadar sürecek olan retro hareketine olacak. O nedenle bu süreçte “ Gidenlerin geri dönüşlerini bekleyip, pişmanlık mesajlarını gözlemek yerine belki de zamanı kendinize işletmek daha iyi bir seçim olabilir.
Kendine neyi zehir, neyi panzehir yaptın ?
Hangi konuşmaları sorgulamadan kabul ettin ?
Hangi yargıları kendi gerekliğine düştürdün ?
Başkalarının senin hakkındaki düşüncelerine ne kadar güç verdin ?
Peki biz, başkaları hakkında hangi yargıları beslemeye devam ediyoruz?
Size yük ne varsa, işlevini yitiren düşünce fikir, arkadaş belki iletişimsel bağlantı bunların derinlerine inip sorgulayabilir, artık işine yaramazları fark edip yol alabilirsin ..
Peki bu kez geri dönmesini beklediğimiz kişi bir başkası değil de kendimiz olsak ?
Başkalarının sözleriyle şekillendirdiğimiz düşüncelerimiz, yıllardır sorgulamadan kabul ettiğimiz yargılarımız zihnimizin derinliklerinde biriktirdiğimiz ve artık bize fayda sağlamayan inançlarımıza dönsek mesela…
Bunu yapabileceğimiz motivasyonu da kavga dövüş belki can acıtıcı bir davranış sonrasında göreceğiz, bulacağız ama bir şekilde bırakmayacağız. Üstesinden gelecek bizi harekete geçirecek kombinasyon göksel alemde mevcut.
Bu retroda, kendi düşüncelerimiz üzerindeki, söz hakkımızı geri kazanalım..
Bunu yaparken başkaları için düşünmeyi, başkalarını düşünmeyi, bizi aşağı çeken düşünceleri ve kabul ettiğimiz yargıları da ilk gördüğün çöp kutusuna bırakmayı da unutmayalım.
Sevgiyle ..
Yağmur Dublen Göksu
Astrolog & ICF Profesyonel Koç

